Your site

 

 

    •  
    • TATAR RESİM SANATINDA
      BAKİ URMANÇI VE ESERLERİ

      Mehmet BAŞBUĞ

       

      GİRİŞ
      Tataristan Cumhuriyeti zengin tarihi mirasa sahip bir ülkedir. Topraklarında değişik tarihsel geçmişe ve kültürel geleneklere sahip çeşitli halklar yaşamaktadır. Türk, Fin-Ugor, Slav-Rus gibi üç tip medeniyetin, İslam ve Hıristiyan olmak üzere iki dinin karışımı ve etkileşimi olan bu bölgenin tarihi değerlerinin ve medeniyetinin farklılıklarını tanımlamaktadır.
      Ülke topraklarında yerel tarihin her dönemi ile ilgili anıtlar bulunmaktadır. Bulgar ve Suvar şehir harabeleri, Spas bölgesinde bulunan Tankeevskiy kurganı, Alekseevskiy bölgesindeki Biler şehri harabesi ve Zur (büyük) Tigene mezarlığı, Alabuga’da-Ananinskiy kurganı, Laiş bölgesinde-İmenkiske, Egerce’de Pyanabor kurganı taş, bronz, demir devirlerinin, ortaçağ tarihi hatırasıdır. Kazan, Alabuga, Çistay, Sviyajsk, Bögilme, Minzele, Mendeleevsk, Laiş ve Tetiş gibi tarihi yerleşim alanlarındaki şehircilik örnekleri, eski Bulgar şehir harabeleri, Kazan Kremlini, Kazan Üniversitesi, Kazan şehrinin Eski Tatar Bistesi (mahallesi); Yeşil Üzen yakınlarındaki Raif, Uspenskiy ve İoanno-Predçenskiy Manastırları, Bogoyavleniy Kilisesi ve Çan kulesi, Petropavlovsk ve Nikolo-Nisskiy Kiliseleri; Apanay, Mercani, Bornay, Soltan, Eski Taş, Kabanartı camileri; Aleksandrovskiy ve Baratınskiy çiftlikleri, Konukevi gibi mekanlar, Tataristan’ın en önemli tarihi mekan ve eserleridir.
      Rus Edebiyatı’nın önde gelen şairleri Aleksandr Puşkin, Gavriil Derjavin, yazar Lev Tolstoy, Tatar halk şairi Abdullah Tukay, araştırmacı ve din adamı Şehabettin Mercani, Tatar bilim adamı ve eğitimci Kayyum Nasıri, Rus bilim adamları Nikolay Lobaçevskiy, Nikolay Butlerov, Rus ressamı İlya Şişkin, Tatar ressamı Baki Urmançı, Rus ses sanatçısı Fyodor Şalyapin, Rus tiyatrocu Vasiliy Kaçalov, devlet adamı, siyasetçi ve yazar Gayaz İshaki, Şair Musa Celil, Tatar halk bestekarları Salih Seydeşev, Sara Sadıkova, yazarlar Kerim Tinçurin, Şerif Kamal gibi büyük şahıslar ile ilgili mekanlar, heykeller ve müzeler Tataristan Cumhuriyeti medeniyetinin bir parçası olmakla beraber tarihi açıdan büyük öneme sahip yerlerdir.
      Rusya Federasyonu’na bağlı özerk bir cumhuriyet olan Tataristan’ın en tanınmış resim sanatçılarından biride Baki Urmançı’dır. Yaşam öyküsü incelendiğinde çok yönlü bir sanatçı olduğu anlaşılmaktadır. Araştırmacılar tarafından resim, heykel, dekoratif sanatlar, hat ve tezhip alanında yaptığı eserleri, onun sanatçı kişiliğinin bir referansı olarak görülmektedir. Üzerinde durulan ve incelemelerin tahlili niteliğindeki portreleri, bazen günlük yaşamdan seçilen sıradan insanlar, bazen de Türk Kültür Coğrafyasında önemli mertebelere ulaşmış, hatırı sayılır hizmetlerde bulunmuş, tarihi şahsiyetlerdir. Bu eserler Tataristan, Başkordustan, Kafkasya, Kazakistan, Özbekistan, Türkistan bölgelerinde bulunduğu sıralarda yaptığı çalışmalardan oluşur. Desen albümlerindeki portreler, kurşun kalem, kömür, mürekkep ve tebeşir kullanarak hazırlanmıştır.

      HAYATI
      Baki Urmançı 23 Şubat 1897 yılında Tataristan’ın Bua Şehri’nin Kuliçerkene köyünde doğmuştur. Babası Molla İdris, Annesi Megcube-Abıstay’dır. Altı kardeşten dördüncüsüdür. İlk ve orta öğreniminden sonra Kazan’daki (Vısşiye Hudojestvenno-Tehniceskiye Masterckiye) Yüksek Ressamlık ve Teknik ile ilgi ustalık eğitimini alarak meslek hayatına atılmış ve Kazan’a yerleşmiştir. Burada sanat eğitimi alanında yararlı hizmetlerde bulunmayı,  kendi sanat kariyerini geliştirmeyi, öğrenci ve usta sanatçı yetiştirmeyi ideal edinmiştir. 1937 yılında Sovyetler Birliği Ressamlar Cemiyetine üyeliğinden sonra, maden ocaklarındaki işçilerin yaşamlarından kesitleri inceleyip, eserlerinde anlatmak için, Urallar ve Başkordustan’da görevlendirilmiştir. Ardından 1941 yılında Abay Kunanbaev’in Yüzüncü Doğum yılı münasebetiyle Kazakistan Hükümeti tarafından, Alma-Ata’ya davet edilmesi çok sayıda eser meydana getirmesine ortam hazırlamıştır (Çernovannaya-1983). Bu yıllarda yaptığı Abay, Amangeldi, Ayezov, Cangildin, Catnaev, Cızganov, Kuanışbaev, Tacieva, Bukaeva, Candarbekova, Combul önemli portrelerinden  bazılarıdır. Ayrıca peyzaj ve natürmortlarıyla da  Kazakistan bozkırlarının ve Balkaş Gölü’nün coğrafik yapısı ve insan manzaraları onun ilgi odağı olmuştur.
      İkinci Dünya Savaşı yıllarında ailesi ile Moskova’da oturmak istemiştir. Ancak Sovyet Hükümeti’nin kararıyla başta Moskova olmak üzere otuzdokuz başkent ve limanda, güvenlik nedeniyle böyle bir hakka izin verilmemiştir. Bu nedenle kendisi Orta Asya’ya gidip orada yöre halkının yaşantısı ve kültürel değerlerinin resimlerini yapmak istemiş, burada da  Taşkent, Semerkand ve Alma-Ata müracaatları da  kabul edilmemiştir. Sadece Balkaş Gölü ve civarında kalmaya izin alabilmiştir. Burada kaldığı yıllarda sanat hayatının en başarılı çalışmalarını yapmıştır. Kazan’a yeniden dönmeyi hayal ederken, Taşkent’te açılan Tiyatro ve Sanat Enstitüsü’nün Heykel Fakültesi’nde ders vermek üzere davet almış ve burada çalışmaya başlamıştır (Şiriyazdanov-1997).
      Savaş yıllarının çile ve ızdırap dolu günlerinin geride kaldığı bir ortamda, Kazan’a dönerek Sanat Enstitüsü’nde eğitmen olarak görev almıştır. Tatar Sanatında önemli isme sahip olan çok sayıda usta yetiştirmiştir. Bu ustalardan bazıları H.Sıddıkov, Y.Şapiro, N.Kim, S.Abdulaev, R.Habib’dir.
      1957 yılında Moskova’da N.Cihanov, Ş.Sarımsakov ile Tatar Sanatının korunması ve yaşatılması nedeniyle bir cemiyet kurulması için Tatar Hükümeti nezrinde girişimlerde bulunmuştur. Bu girişimler neticesinde olumlu adımlar atılarak gerek Tataristan, gerekse Orta Asya’daki diğer Türk Toplulukları arasında Kültür ve Sanat Cemiyetlerinin kurulması fikri gelişmiştir. Bu cemiyet fikrinin gerçekleştirilmesinden sonra, ilk evvela Tatar Kültürü’nde önemli yere sahip olan şahsiyetlerin portrelerini ve heykellerini yapmakla işe koyulmuşlardır.
      Urallardan getirilen blok mermerden ilk önce Tatar Milli Şairi Gabdulla Tugay portresi ve heykeli şekillendirilmiş, daha sonra Emirhan, Musa Celil, Derdmend, Kol Gali, Nasiri, Kariev, Yamaşev, Kamay, İsenbet, Mercani gibi Türk kültüründe önemli yere sahip şahsiyetlerin büst ve anıtlarını yapmıştır (Şirinyazdonov,1997).
      1967 yılında Gabdulla Tugay adına yapılan anıt projesi ile Tataristan Sovyeti tarafından altın madalya ve nişan ile ödüllendirilmiştir.
      1982 yılında 85.yaş günü dolayısıyla Kazan Kültür Merkezi Sanat Galerisinde ve Gabdulla Tugay Müzesi Sergi Salonunda onun adına retrospektiv sergi açılmış ve bütün dönemlerini kapsayan eserlerinden bir karma sergi oluşturulmuştur (Kazan Utları, 1997).
      Tataristan Sanatı’nda önemli hizmetleri olan birçok sayıda sanatçı yetiştiren bu çok yönlü sanatçı, 1990 yılında vefat etmiştir. Bugün Tataristan Ressamlar Birliği önünde onun anısını yaşatmak ve unutulmazlar arasında anılmak için 27 Şubat 1997 yılında bir heykel dikilmiştir. Bu heykel Özbekistan’da çalışırken, öğrencisi olan Mahmut Gasiymov tarafından yapılmıştır (Galievka Serebryakova, 1997).
                 
      PORTRE DESENLERİ
      Doksan yıllık ömründen geriye sayısızca desen, yağlıboya resim, heykel, hat bırakan Baki Urmançı’nın çok sayıda eserine bugün Rusya Federasyonu’na bağlı Cumhuriyetlerde ve, Bağımsız Türk Cumhuriyetleri’ndeki müzelerde rastlanmaktadır. İkinci eşi olan Flora Urmançı; “Baki Urmançı sabah güneş doğarken atölyesine kapanır, boyalarını hazırlar, paletini temizler ve sehpanın başına oturarak günde 12 saat çalışırdı. Ayrıca akşamları kitap okur, müzik dinlerdi” (Urmançı,1997) der. Böylesine meslek aşkı ile dolu bir yaşam süren Baki Urmançı’nın yaptığı bazıları modelden, bazıları imgesel olarak yapılan çalışmalar günümüzde çeşitli müze ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.
      Sanatçı Süyümbike portresinde Kazan Hanlığı’nın tarihinde önemli yere sahip Nogar Mirza’nın kızı, Kazan Hanı Can Gali’nin hatunu Süyümbike’nin portresini kendi yerel halk giysisi içinde tasvir etmiştir. 1552 yılında Kazan  Hanlığı’nın Korkunç İvan (Grozni) tarafından işgal edilmesiyle esir düşen Süyümbike, günümüzde de Tatar Türkleri için bir tarihi kahraman olarak hafızalardaki yerini korumaktadır.
      Urmançı 1976’da dört adet portre ve 1 adet heykel çalışması ile Süyümbike’yi tasvir ederek, tarihi şahsiyetlerin gelecek kuşaklara hatırlatılmasına katkıda bulunmuştur. Buradaki portre yalın kontur çizgilerin hakim olduğu, karakteristik bir yüz ifadesini, Hanbike’nin biçemselleştirmeye (stilizasyon) dayalı bir tasvirini göstermektedir. Sanatçının bu resimleri Tataristan Cumhuriyeti Devlet Sanat Müzesi’nde  bulunmaktadır.
      Kasım Tatar’ın karısı olarak zikredilen portre Alma-Ata’da yapılmıştır. Canlı modelden çalışılan bu portre tarama çizgiler ve çizgi imkanlarının üç leke etkisiyle ışık gölgeye dayalı realist bir portredir. Tatar kızındaki ön yapı, elemanlarıyla baktığımızda yine koyu-açık ve orta leke değerlerinin ritmik bir kompozisyona dönüşmüş olduğu, ayrıca kalından inceye doğru ahenkli dağılımı, görsel bir bütünlüğü göstermektedir. Resmin arka yapısını incelediğimizde de Tatar Türk Halkı’nın karakteristik ifadesi ve tipik özelliklerini bir antropolog edasıyla mükemmelleştirmiştir.
      1935’li yıllarda Sanatçı, Ressamlar Birliği tarafından Urallar’a, Başkordastan’a gönderilmiştir. Sanatçı o yıllardan savaş yıllarına kadar  maden işçilerini konu alan çok sayıda eser yaparak, ülkenin değişik yörelerinde sergilemiştir. Elinde madenci feneri ile resmedilen portrede de tipik bir Tatar işçisinin günlük yaşamından bir kesit anlatılmaya çalışılmıştır. Kömür kalemin imkanları ile koyu-açık, orta leke değerleri ve ara  pasajlarını mükemmel bir şekilde vermeye çalışmıştır.
      Bu resim, o yıllarda Tatar Milli geleneklerinin korunması ve geliştirilmesi için gösterdiği çabaların bir sonucudur. Kendisi muhtemelen trenle yolculuktan sonra limana gelip oradan da Volga Nehri yoluyla “Kızıl Bayrak”a gidip, çalıştığı tipik bir Kazan Tatarı’nın tasviridir.
      Urmançı, çok sayıda porte ve resim meydana getirmiştir. Hepsi de Tatar Milli Geleneksel yaşamından seçilmiş konulardır. Kömür kalemin kendine özgü teknik özelliğini  siyah-beyaz ve  gri renkleriyle ustaca vermeye çalışmıştır. Gerek giyim, gerek yüzdeki tipik karakter kendi yaşadığı yörenin felsefi düşüncesini yansıtmaya çalışmıştır.
      Büyük Timur’un torunu, alim, eğitimci, rasathane kurucusu, gökbilimci, devlet adamı ve hükümdar Uluğbey’in (1934-1449), 500.ölüm yılı dolayısıyla Özbekistan Cumhuriyeti tarafından  düzenlenen anıt yarışmasında, Urmançı’nın anıt projesi  ikincilik ödülüne layık görülmüştür. Sanatçı bu anıt projesi ile ilgili yaptığı çok sayıda eskiz ve çizimlerden sonra 1951’deki anıt uygulamasını Taşkent’te gerçekleştirmiştir. Buradaki desen bu anıt için hazırlanan ön çalışmalardan biridir. Uluğbey’in bilge kişiliği ve devlet adamlığının tipik özelliğini aynı karede uygulamaya çalışmıştır. Özbek Türkü’nün tipik özelliğini dönemin kıyafetleri ile özdeşleştirmeye çalışmıştır. Kömür ve sangi malzemesinin imkanlarıyla ışık ve gölge özelliğini portreye yansıtmaya çalışmıştır. Ay-yıldız kuş tüyünün başındaki sarığında yer alması, alim ve bilge kişiliğini simgelemektedir.
      1941’de Abay’ın 100. doğum yılı münasebetiyle Kazak Hükümetinin davetlisi olarak bu ülkeye gidip çok sayıda portreler ve resimler yapmıştır. 1956 yılın da bir Abay Heykeli yapmıştır. 1995 yılında Tataristan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mintemir Şemiyev, sanatçının “Abay Çadırda” adlı eskizinden yola çıkarak, 1982 yılında yağlıboya tekniği ile yaptığı bir tablosunu, Abay’ın 150. doğum yılı münasebetiyle Kazakistan Cumhurbaşkanına hediye etmiştir. Bu portrede Kazakistan’ın karasal ikliminin özelliği hissedilmekte ve tipik bir Abay  Kuanbaev tasviri görülmektedir.    
      Çingiz Ahmarov, 1907-1995 yılları arasında yaşayan Özbekistan ve Tataristan sanatçısı olarak tanınmaktadır. Perm’de, Moskova’da, Taşkent’te, Kazan’da çok sayıda çalışması mimari dekorasyonlarda uygulanmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda Balkaş’ta oturmaya mecbur edilen Urmançı, Çingiz Ahmarov’la beraber Taşkent’te Sanat ve Tiyatro Enstitüsü’nde görev almıştır. Burada gerek Çingiz Ahmarov gerekse refikaları Aşraf Hanım ve meşhur Ressam Ural Tansıkbayev’in de portrelerini yapmıştır. Sanatçı Kazan’a döndüğü yıllarda aynı sanatçılarla çalışma imkanı bulmuştur. Bu portreler Kazan’a döndükten sonra yaptığı çalışmalardandır. Çingiz Ahmarov 1995 yılında Taşkent’te vefat etmiştir (Şiriyazdanov.1997).

      DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
      Baki Urmançı, 1897-1990 yılları arasında yaşamış, Tataristan sanatına önemli eserler bırakmasının yanısıra Kazakistan, Özbekistan coğrafyasındaki hizmetlerinden ötürü de çok sayıda sanatçıya yol göstermiş ve birçok genç sanatçıyı etkilemiştir. Baki Urmançı’nın resimleri incelendiğinde, çok yönlü sanatçı kişiliğinin yanında sadece desenleri ile değil, heykel ve tuval çalışmaları, hat dekoratif çalışmalarıyla da tanınan ender bir sanatçıdır. Türk Kültür Coğrafyasının tarihi ve önemli olayları, gündelik yaşantılar, folklorik değerler, önemli şahsiyetler ve portreler onun eserlerinin konusunu oluşturmuştur. Dini  levhaları kendine özgü biçimi ile ortaya koyması, onun sanatçı kişiliğinin aynası niteliğindedir. Yüzlerce portre ve eskizi, desenleri gerek tarihe mal olmuş, gerekse günlük hayatta mesleğini icra eden emektar kesimden veya  sanatçının yakın çevresinden olan  kişilerin portrelerinden oluşmaktadır. Türk Kültürüne hizmet etmiş önemli bir sanatçıyı Türkiye’deki günümüz sanat camiasının hatırlaması ve anlaması gereklidir. Desenleri çağdaş desen tekniği ve deseni meydana getiren malzeme imkanları ile portrenin kişi karakterini ifade etmesi açısından önemli bir sanatçıdır. Çünkü portre “Sanat Tarihi”nin başlangıcından günümüze kadar her zaman vardır ve sanatçıları daima ilgilendirmiştir. Sanatçı burada aynı zamanda kişi portresi yaparak belgesel bir arşiv bırakmak gibi bir görev de üstlenmiştir.
      Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da yayınlanan, ortalama Tatarca 94 bin, Rusça 22 Bin tirajlı İdel (İdil) Kasım 1990 sayısında baki Urmançı’nın  ölümü üzerine yazılan bir makalede “Usta gitti, lakin onun eserleri kaldı…Yakın bir gelecekte Tataristan’da onun ismiyle anılan bir belde, köy, ilçe, şehir görmek dileğimizdir(Gazi-1990).” der. Böylesine önemli bir yayın organında Urmançı’dan övgü değer sözlerle bahsetmesi sanatçı yakınları için büyük onurdur.
      Bugün Türk resmi Batı’dan Doğu’ya çok geniş bir coğrafyada, hayati faaliyetlerini devam ettirmektedir. Türk sanatçılar Dünyanın her yanında sanatsal kimlikleri ve yerel halk kültürleriyle sanat müzelerinde eserlerini sergilemektedirler. Fakat sanatçılar arasındaki en güzel ortak dil sanat eserleridir. Sanatın iletişimsel gücü, sanatçıların eser üretimleri devam ettiği sürece sonsuza dek yaşayacaktır. Birbirinden binlerce kilometre uzaklıktaki halkların buluştuğu ortak kültür noktası sanat eserleridir. Bu nedenle sanatçıların ve sanat eserlerinin en doğru biçimde hak ettiği yerlere gelmesi günümüz toplumlarının en büyük beklentileri arasındadır. Baki Urmançı hak ettiği sanat yaşamını, ölene dek ürettiği eserlerle yaşamıştır.  

      KAYNAKÇA
      ÇERVONNAYA ,S.M., (1983) “Izobrazitelnoe Iskusstvo Sovetskoy Tatari”  s:15.
      GALİEVKA, B.M. SEREBRYAKOVKA.V.A, (1997) “Kazan İllustratsiyalengan İhtimagi-Seyasi Tarihi” Publitistik Hem Edebi-Nefis Jurnal  No:5-6.
      GAZİ.N, (1990) “Bakıylık, İdel”  Kazan.s:64.
      KAZAN UTLARI (1997) Aylık edebi-Nefis Hem İçtimagiy Seyasi Jurnal.Sayı:894. Kazan Bakıy-ulmengelek Digen. Suz.s:90.
      ŞİRİNYAZDANOV, R.M: B.URMANÇE, (1997) “Mastera İskusstvo Tatarstana” Kazan s:14.
      URMANÇE ,F.A., (1999) “B.Urmançe, Grafiçeski Portreti (Sozdavitel)” Kazan, Tatarskoe Knijnoe Izdatelstvo, s:7.

       

               

       

       

       

GERİ

 

 

 

<Copright 2010 Tüm Hakları Saklıdır.