VASİLİ VASİLYEVİCH VEREŞAGİN VE SANATI
Mehmet BAŞBUĞ
ÖZET
Bu çalışmada 19. Yüzyıl Rus Resim Sanatı Tarihi’nin en önemli sanatçılarından Vasili Vasilyevich Vereşagin’in hayatı, sanatı ve sanatına etki eden Türkistan seyahatleri incelenmiştir. Vereşagin yaşadığı süre boyunca, klasik üsluba dayalı insani değerleri ön planda tutan sosyal içerikli tablolar yapmıştır. Yaptığı uzun seyahatlerden esinlenerek değişik coğrafyaları ve kültürleri tanıma fırsatı bulmuş, edindiği izlenimleri tuvallerinde canlandırmıştır. Asker kökenli olmasına rağmen savaşın acısını içinde her zaman hissetmiş, Dünya tarihini ve düzenini etkileyen bir çok savaşa tanıklık etmiştir. Sanatçı edindiği tecrübe ve duyguları çalışmalarına taşıyarak, her biri birer tarihi belge olan resimler yapmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasından sonra Sovyetler Birliği Devlet Başkanı V.İ.Lenin, Atatürk’e Vereşagin’den bir tablo hediye etmiştir. Bu tabloda diğer Türk Beyleri’nin Büyük Türk Hükümdarı Emir Timur’a saygıları tasvir edilmektedir. Bugün bu tablo Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde yer almaktadır.
ANAHTAR KELİMELER
Vereşagin’in Sanatı, Rus Resim Sanatı, Türk Dünyası Seyahatleri
ABSTRACT
In this study, one of the most important artist of Russian Painting Art History in 19th. Century,Vasilyevich Veresagin’s life, his art and his Turkistan expeditions which affected his art were scrutinized. During his life, he painted social content painting based on classic style which took human merits foreground. Having been inspired by his long expeditions, he found an opportunity to recognize different geographies and cultures, he painted his impressions. Although he was a soldier, he felt anguish of war forever. He gave evidence many wars which affected world history and regularity. By conveying his experiences and his feelings to his paintings,the artist painted which each one is historical document in his works. After the foundation of the Republic of Turkey, The President of Soviet Union, V.I Lenin gave a painting from Veresagin as a gift to Mustafa Kemal. At this painting, it was described that leaders of other Turk Societies’ respects for Amir Temur. Today that painting takes part in the Ankara State Museum of Painting and Sculpture.
KEY WORDS
Veresagin’s art, Russian Paintigs, The expeditions of Turkish World
GİRİŞ
Ankara Devlet ve Resim ve Heykel Müzesi’ne girildiğinde karşılıklı asılmış iki dev tablo ziyaretçileri karşılamaktadır. Bu tablolardan, Vereşagin’e ait “Timur’un Mezarı Başında” isimli tablo ince detay ve pentürel etkisinin yanı sıra, konunun bellekte bıraktığı etki sağlamlığıyla dikkati çekmekte ve müzeye gelen ziyaretçileri müze atmosferine sokmayı başarmaktadır. Tabloyu asıl önemli kılan olay, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasıyla Sovyetler Birliği Devlet Başkanı V.İ. Lenin tarafından Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’e armağan olarak gönderilmesi ve Atatürk’ünde bu eseri Türk Ocağı’na hediye etmesidir (Başkan,1989). Vereşagin resim sanatına çok önemli yapıtlar bırakmış, uzun süreli seyahatlerinde gezip gördüğü değişik coğrafyalarda yaptığı çalışmalarda farklı kültürleri yansıtmış belgeselci bir ressamdır. Sovyetler Birliği Devlet Başkanı’nın tabloyu Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Atatürk’e hediye etmesi ile bağlantılı olarak tablonun konusu ve değeri irdelendiğinde, Türk Resim Sanatı için ne denli önemli olduğu anlaşılacaktır.
Türk Ocağı Binası 1980 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’ndan devralınıp, Ankara Resim ve Heykel Müzesi’ne dönüştürüldüğünde bina ile beraber teslim alınan dört eserden biri de Vereşagin’e ait “Timur’un Mezarı Başında” isimli olan bu eserdir (Özel,1992).
ONDOKUZUNCU YÜZYIL RUSYASI VE DÜNYA
19.yüzyılda Dünya’da ve Avrupa’da, sömürgeciliğe dayanan bir sistemin benimsendiği görülmektedir. İngiltere ve Fransa gibi büyük Avrupa devletleri, dünyanın dört bir yanına yayılarak dev sömürge imparatorlukları kurmuş, siyasi birliğini geç sağlayan Almanya ise sonradan katıldığı yarışta hızla yükselmeye başlamıştır. Çıkar ilişkileri 20. yüzyılın başında Avrupa’yı iki ayrı güç bloğuna bölmüş, bir tarafta İngiltere, Fransa ve Rusya, diğer tarafta ise Almanya ve Alman soylu Habsburg hanedanı tarafından yönetilen Avusturya-Macaristan İmparatorluğu yer almıştır. Dünya’da güç dengeleri hızla değişirken, Avrupa’nın söz sahibi olma yolunda bilim, kültür ve sanat alanında “Yeni Nesil’e” ışık tutacak sanatçılar ve bilim adamları yetiştirme çabası gözle görülür bir şekilde artmaya başlamıştır. Gelişmeler ışığında Rusya temelde aristokrat sınıfını yıkıma uğratacak, 1861 reformunu başlatmış, Reform sayesinde Çar I.Aleksandr, Dünya tarihine Post-modern Rus Çar’ı olarak geçmiştir (Sadoven,1955).
VERAŞAGİN VE SANATI
Rus toplumu yeni düzen değişiklikleri içinde, çeşitli toplum sınıflarını tartıştığı bir dönemde, Cheropevet’de aristokrat bir ailenin çocuğu olarak, 26 Ocak 1842 yılında Vasili Vasilyevich Vereşagin dünyaya gelmiştir. Vereşagin, Rusya dışında tanınan ilk asker kökenli ve savaş ressamı olma özelliğiyle de Rus resminde önemli yere sahiptir (Volodarckiy,2000).
Vereşagin, sekiz yaşında iken babası tarafından Cherepovet’te askeri bir okula gönderilmiştir. Burada eğitim gördükten üç yıl sonra, St.Petersburg’da donanma okuluna kayıt ettirilerek, eğitimine burada devam etmiştir. 1858 yılındaki St.Petersburg’a gidiş yolculuğu sanatçının bu dönemdeki en uzun yolculuklarından birisi ve hayatının dönüm noktalarındandır. Askeri hayata olan ilgisi, onu okulda başarılı bir öğrenci yapmış ve donanma okulunu birincilikle bitirmesine vesile olmuştur. Ailesi ve yakınları onun askeri alanda ilerleyeceğini düşünürken, Vereşagin ani bir karar vererek eğitimini sürdürmemiş, ilk çizimlerini bu dönemde yapmaya başlamıştır (Lebedev,1958).
1863 yılında St. Petersburg Sanat Akademisi tarafından, sanat alanında yeni gençler yetiştirmeye teşvik amaçlı verilen madalya Vereşagin’in “Katliam” tablosu için uygun görülmüştür. Vereşagin, sanat hayatının ilk yıllarından itibaren, insani duyguları ön plana
çıkaran duygusal resimler yapmıştır. Elde ettiği bu başarı onu, Rusya dışındaki sanat merkezlerine gitmeye ve kendisi için “yeni dünya” arayışlarına teşvik etmiştir (Sternin,1985).
PARİS YILLARI VE TÜRKİSTAN SEYAHATLERİ
Vereşagin, çevresinin teşvikiyle zamanının ve bugünün de en önemli sanat merkezlerinden biri olan Paris’e gitmiştir. Paris yılları Rusya’dan gelen genç Vereşagin için zorlu geçmiştir. Paris’te sanat akademisinde (Academie des Beaux-Arts) Jean Leon Gérôme’un öğrencisi olmuş, ilk resim eğitimine bu atölyede başlamıştır (Lisnevskaya,1988). Gérôme atölyesi, bu dönem içerisinde ülke dışından gelen bir çok sanatçıya ev sahipliği yapmıştır. Gérôme’nin atölyesinde aynı dönem içerisinde eğitim görmüş olan Türk ressamlar da mevcuttur. Osman Hamdi’nin Paris’te bulunduğu yıllarda Jean-Leon Gérôme ve Cabanel, Paris Güzel Sanatlar Okulu’nun ön plandaki atölye hocalarıdır. Osman Hamdi ile aynı yıllarda Paris’te resim öğrenimi gören Türklerden Süleyman Seyit, Cabanel’in atölyesini seçerken, diğer bir Türk öğrenci olan Ahmed Ali, Osman Hamdi gibi Gérôme ve Boulanger’yi tercih etmiştir (Cezar,1995).
Gérôme mizaç olarak sert, disiplinden taviz vermeyen Paris’te isim yapmış, sanat üslubu sağlam desen ve renk bilgisine dayalı realist çizgide eserler vermiş bir sanatçıdır. Gérôme’un bu yapısı ile Vereşagin’in doğası arasında bir takım fikir anlaşmazlıkları olmuş ve Vereşagin buradan ayrılmıştır (Lisnevskaya,1988). Daha sonra Vereşagin, kilise ilahi ezgileri için sipariş resim almış, 1866 yılında “Dukhobors” adını verdiği eseri bitirerek, çalışmasını Paris’te sergilemiştir. 1867 yılında Rus General Kauffman’ın isteğiyle Rus donanması ile birlikte Türkistan’a yolculuk yapmıştır. Semerkand’ı işgal eden Rus birlikleri ile birlikte Semerkand ve bazı şehirlerde bir süre bulunmuştur (Kalaşnikovoy,2001). 1873 yılında gerçekleşen Türkistan seyahati sanatçı için önemli yolculuklarından birisi olmuş, sanatçı daha sonra izlenimlerini tuvallere yansıtarak, Türkistan görünümlerinden oluşan bir dizi resim yapmıştır (Lebedev,1958). “Timur’un Mezarı Başında” (Resim1) isimli çalışma bu dönemde yapılmış eserlerden birisidir. Sanatçı bu eserinde Türkistan emiri ve Timur’un mahiyetindeki kişilerin Timur’un mezarı başındaki saygı merasimini ruhani bir atmosferde ele alarak işlemiştir. Eser Gur-i Mir denilen Timur’un Semerkant’ta ki anıt mezarındaki Lahit’inin başında saygı duruşu ve minnettarlığı ifade etmektedir. Çünkü bu anıt mezar’ın varlığı Türkistanlılara psikolojik güç vermektedir (Başkan,1989).
1870’li yıllar Rusların Orta Asya üzerindeki hakimiyet arzularının savaşa dönüştüğü yıllar olarak tarihteki yerini aldığı dönemlerdir. Böyle bir dönemde Timur’un adı Orta Asya’daki Türkler için güç ve kuvvet sembolü olarak anılmaktadır. Türk Emirleri onu ziyaret etmekle bir bakıma halkı birliğe çağırmayı ve dış tehditlere karşı orta hareket etmeyi hedeflemektedirler. Gur-i Mir devrinin en önemli mimari eserleri arasında sayılabilir. Bu eseri Timur, 1403 yılında ölen çok sevdiği küçük yeğeni Muhammet Sultan için yaptırmayı düşünmüş, fakat bir takım gelişmeler neticesinde kendi türbesi olması yolunda karar kılmıştır (Aslanapa,1996).
1405 yılında tamamlanan şaheser niteliğindeki yapı dıştan sekizgen, içten kare olup çok yüksek silindirik kasnak üzerine yivli, firuze bir dış kubbe ile örtülmüştür. Çifte kubbe yapısıyla çok abidevi bir etki bırakmaktadır. Portalin iki tarafında yükselen minarelerden biri 1860’te, diğeri 1903’te yıkılmıştır. Timur’un Lahdi koyu yeşil yeşim taşındandır. Çok ağırbaşlı ciddi bir görünüşü vardır (Aslanapa,1996).
Vereşagin Lahdin huzurunda saygı duruşunda duran Türkistan Emirleri’ni tasvir etmekle bu büyük yapının bir bakıma psikolojik tesirini de göstermiştir. Türkistan İzlenimleri adı altında bir dizi resim yapan Vereşagin’in eserlerinden yaklaşık 250 tanesi bugün Moskova Tretyakov Devlet Sanat Galerisi’nde bulunmaktadır (Volodarckiy,2000).
Vereşagin, Türkistan yolculuğu sırasında ve daha sonra araştırmalarına devam etmiş, bu vesile ile buradan Himalayalar’a, Hindistan ve Tibet’e uzanan geniş coğrafyada, incelemelerde bulunmuştur. 1874 yılında uzun süren gezilerden edindiği izlenimlerinden oluşan çalışmaları arasında, “Kırgız Genç Kız Portresi”(Resim2) “Kırgızların Göçü” (Resim3), “Özbek İhtiyar Portresi”(Resim4), “Çu Nehri Kenarında Kırgız Çadırları” (Resim5), “Semerkant’ta Pazar” (Resim6), “Hintli Fakirler”(Resim7), “Taşkent’te Satıcılar” (Resim8), “Timur Sarayı’nın Kapısı” (Resim9), “Altay Dağlarında Göçerler” (Resim10), “Özbek Satıcılar” (Resim12), “Dervişler” (Resim13) “Afganlı” (Resim14), gibi çalışmalarını, Münih, Paris ve St. Petersburg’da sergilemiştir (Lebedev ve Solodovnikov,1987).
Sergilendikleri yerlerde büyük ilgi ve alaka ile karşılanan eserler incelenirse sanatçının Petersburg’tan başlayarak, bütün Orta Asya, Hindistan ve Çin coğrafyasını adım adım gezdiği anlaşılmaktadır. Gezileri esnasında yaptığı resimlerinde realist konulara yer vermiştir. Birebir natürel çalışmaların yanında izlenimleriyle belleğinde yer alan insan doğasını trajediye dönüştürdüğü, savaşın acımasız yönlerini büyük boyutlu kompozisyonlarda dile getirdiği, güçlü renk ve kurgu bilgisiyle izleyiciye yansıttığı görülmektedir. Türkistan’a defalarca giderek, halktan portreler yapmış, günlük yaşamı resimlemiş olan Vereşagin, Savaş karşıtı görüşleri yüzünden eserleri acımasızca eleştirilmesine rağmen, sanatından ödün vermeden realist çizgisinden sapmamıştır (Gerard ve Georges,2001). Semerkand seyahati sırasında, Büyük Hükümdar Timur’un Türbesi karşısında hayranlığını gizlememiş ve bu muhteşem yapıyı resimlemiştir. Hindistan’da Türk İmparatorluğu'nun Timuroğulları hanedanının 5. Hükümdarı Şah Cihan (1593-1666) tarafından yaptırılan Tac Mahal’i de kendi üslubu ile yorumlamıştır (Resim11).
SAVAŞ YILLARI VE YANSIMALAR
Türk-Rus Savaşı (1877) sırasında Vereşagin, Rus birlikleri arasında yer alarak, “Shipkefield” (Resim15) isimli çalışmasını yapmıştır. Tablo kendisi için ayrı bir öneme sahiptir. Çünkü Veresagin’in kardeşi bu savaşta ölmüştür. Kendisi de savaş sonunda Rusçuk’a gitmek için hazırlık yaptığı sırada tehlikeli biçimde yaralanmıştır (Volodarckiy,2000). Kardeşinin kaybı ve kendisinin de yaralanması onu savaş karşıtı düşüncelere sevk etmiştir. Savaşın acımasızlığını yerinde görerek, yaşayarak, hissederek tuvallerine yansıtmasıyla o günlerin gerçeğini gözler önüne sermektedir. O bu savaşlarda hep asker ressam olarak görev yapmıştır (Sadoven, 1955).
Savaş boyunca San Stefano’da General Skobelev’e donanmada üst düzey sekreter olarak hizmet etmiş, savaştan sonra Münih’e yerleşmiştir. Münih’te bulunduğu yıllarda kendi atölyesinde savaş resimleri üretmiştir. Münih’te dünya yardım örgütlerini suçlayarak, tepkileri üzerine çekmiştir. Fakat yükselen tepkilere rağmen çalışmalarına devam etmiş, barış destekleyicisi bir tutum içinde olarak, savaşın korkularını, vahşetini, ürpertisini, acı yüzünü ortaya koyan realist büyük ebatlı çalışmalar yapmıştır. Kamuoyu ise ideolojik sebeplerden de kaynaklanan bir takım bahanelerle, Vereşagin’in bu çalışmalarına rağbet göstermemiştir. Sanatçı bütün ilgisizliğe inat, ilk olarak 1881 yılında Paris’te, daha sonra Londra, Berlin, Dresden, Viyana ve diğer şehirlerde sergiler açarak, halkla bütünleşmiştir. Vereşagin’in bu sergilerde bazı çalışmaları çok eleştirilmiştir. Eleştirilen çalışmalar arasında askerlerin gerçekleştirdikleri, “İnfaz” çalışmaları en başta gelmektedir (Lebedev,1958). Bu çalışmaları İspanyol ressam Goya’nın “Kurşuna Dizilenler” serisini de hatırlatmaktadır.
1884 yılında St. Petersburg’da, Nihilistlerin infaz edilmesi Vereşagin’i, çok etkilemiş bu sebeple Suriye ve Filistin’e giderek çalışmalarına burada devam etmek istemiş, fakat İncil için “Yeni Vasiyetname” tartışmalarının arasında kendisini bulmuştur. Veresagin, tartışmalara hararetli biçimde katılarak herkesin eşit şekilde itibar görmesi için çalışmalar yapmıştır (Lenyaşin, 1987).
Vereşagin hayatı boyunca yaptığı eserlerde hep araştırmacı ve realist olmaya özen göstermiştir. Güncel ve sosyal konular ile Rus işgalini konu alan resimleri de kendi koleksiyonuna eklemek istemiştir. Bu sebeple 1812 yılında Ruslarla Napolyon arasında süren çatışmalar için bir dizi eskiz çalışması yapmıştır (Resim16-17) (Lebedev,1958).
Vereşagin Napolyon eskizlerini hazırlarken, Tolstoy’un “Savaş ve Barış” isimli kitabını okumuş ve çok etkilenmiştir. Kitabı 1893 yılında Moskova’da resimlemiştir (Lebedev,1958). Bu kitap Napolyon döneminde, Çarlık Rusya’sının aristokrasisinin zaaf ve çelişkilerini, Rus halkının bakış açısından ele alan Dünya klasikleri arasında yer alan önemli eserlerdendir.
Hayatının yarısı savaşlarda geçmiş sanatçı, Çin- Japonya arasındaki savaşa da tanıklık etmiştir. Savaş sırasında önce Amerikan askerleriyle birlikte Filipin’de, sonrada Rus askerleriyle birlikte Mançurya’da bulunmuştur. 12 yıl sürgün hayatı yaşamış, sonra da Amiral Stephan Makarov’un davetiyle Rus- Japon savaşında da bulunmuştur. Rus Amiral gemisi “Petropavlask” savaş sırasında batırıldığı zaman Vereşagin’de bu gemide mürettebatla birlikte 1904’te ölmüştür (Lenyaşin,1987).
SONUÇ
Vereşagin, dünya tarihinde pek çok önemli savaşa bizzat tanıklık etmiş, savaşın acısını kendi yüreğinde hissetmiş, hatta savaşta yaralanmıştır. Sanatçının ölümü yine savaşta olmuştur. Uzun seyahatler yapması, değişik coğrafyalarda bulunması, farklı kesimden insan yaşamlarını tanıması, sanatçıyı çağdaşları arasında önemli bir konuma getirmiştir. Vereşagin, sadece atölyesinde oturup sipariş resimler yapmamış, gezip gördüğü yerleri belgelemiştir. Onu çok etkileyen Napolyon’un bir çok resmini yaparak, bir Rus gözüyle olayları canlandırmıştır (Lebedev, 1958). Vereşagin’in Moskova’daki Devlet Müzesi, Puşkin Müzesi, Tarih Müzesi, Odessa Müzesi, Kiev Müzesi, Petersburg’daki Ermitaj Müzesi, Devlet Müzesi başta olmak üzere daha bir çok müze ve koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır. Sanatçının hayatında en önemli dönüm noktalarından biri Petersburg’dan başlayarak bütün Orta Asya, Hindistan ve Çin’e kadar olan geniş bir coğrafyayı gezme imkanı bulması ve farklı kültürleri incelemiş olmasıdır. Sanatçıyı etkileyen konular içinde insan figürleri her zaman ayrı bir öneme sahip olmuştur.
Sanatçı tarz ve teknik açıdan realist bir üslubu benimsemiş, usta gözlemci yeteneğiyle çalışmalarında konuyu abartıya kaçmadan olduğu gibi yansıtmıştır. Vereşagin’in çalışmaları döneminin insan yaşantısını, kılık kıyafetlerini, tarihi mekanlarını, portrelerini yansıtması itibarıyla birer arşiv niteliğindedir. Bu sebeple Rusya Devlet Başkanı V.İ. Lenin Rus Resim Sanatı içinde bir çok sanatçı varken özellikle Vereşagin’e ait “Timur’un Mezarı Başında” isimli çalışmayı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Atatürk’e hediye etmeyi uygun bulmuştur. Gerek Timur gerekse Mustafa Kemal’in bazı ortak yönleri olması sebebiyle hediye edilmiş olabilir diye düşünülebilir. Çünkü Timur yaptığı hiçbir savaşta yenilmemiştir. Mustafa Kemal’de bütün cephelerden başarıyla çıkmıştır. Emir Timur ve Atatürk’ün askeri deha ve yöneticilik vasıflarının benzerliklerini Türkiye ve Türkistan halklarının bu iki devlet adamına karşı duydukları sevgi selinden anlamak mümkündür. Türkiye için Mustafa Kemal Atatürk ne ise, bugün Orta Asya Türklüğü için Özbek’iyle, Kazak’ıyla, Kırgız’ıyla, Saka’sıyla ve bütün Orta Asya Türklüğü için Emir Timur’unda aynı saygınlıkta olmasındandır (Çay, 1996). Yine Atatürk’ün tarihi şahsiyetler içinde en beğendiği devlet adamı Timur’dur. Sebebi de şu olabilir; askerliğini ve hükümdarlığını ki bu hükümdarlığı babasından devr almamıştır. Tamamıyla askeri dehasıyla büyük imparatorluk kurmuştur (Öztuna, 1996). Büyük Atatürk’ün Timur hakkında söylediği şu anlamlı veciz söz belki de Vereşagin imzalı bu eserin Sovyetlerin bir hatırası olarak Atatürk’e gönderilmesini anlamlı kılmaktadır. “Ben Timur zamanında gelseydim, onun yaptığı işleri başaramazdım. O Benim zamanında gelseydi, yaptıklarımdan daha çok büyüklerini yapardı” (Çay, 1996). Mustafa Kemal’in Türk Halkı için yaptığı mücadele her zaman devlet adamlarına örnek olmuştur. Lenin, Türkistan Emirlerinin, Timur’un mezarını ziyaret etmelerinin konu edildiği çalışmayı Türkiye Cumhuriyeti’ne hediye etmekle Sovyetler ve Türkiye Cumhuriyeti arasında ki dostluğu geliştirmeyi amaçlamıştır. Bu çalışmanın psikolojik tesiri ve önemi de göz önüne alındığında Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi önemli bir koleksiyon parçasına ev sahipliği yapmakta olduğu düşünülebilir.
Vereşagin’in yaptığı diğer çalışmalarda da geleneksel kıyafetlerin ve tarihi açıdan önemli mekanların resimlendiği görülmektedir. Yine bu tarz çalışmalara en güzel örnek Tac Mahal çalışmasıdır. Sanatçı Tac Mahal’i kendine has üslubu ile nakış ustası gibi çalışarak büyük bir titizlik içinde birebir tarihi dokulara bağlı kalarak işlemiştir. Vereşagin tüm yaşamını sanata adamış, araştırmacı-sanatçı olarak insanlık tarihine önemli eserler bırakmıştır.
KAYNAKLAR
1. ASLANAPA, O. (1996) Türk Cumhuriyetleri Mimarlık Abideleri. Ankara, Türksoy Yayınları.
2. BAŞKAN, S. (1989) Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi. Ankara, Ak Yayınları Kültür ve Sanat Kitapları.
3. CEZAR, M. (1995) Sanatta Batıya Açılış ve Osman Hamdi İstanbul,Erol Kerim Aksoy Kültür, Eğitim, Spor, Sağlık, Vakfı Yayını, No:1, Cilt: 1, ikinci baskı.
4. ÇAY, A. (1996) Türkistan Emiri Temur’un Türkistan Tarihi’ndeki Yeri. Ankara, TÜDEV Yayınları
5. Devrimler ve Kültür Tarihi Ansiklopedisi, (1975) İstanbul,Gelişim Yayınları.
6. GERARD- GEORGES, L. (2001) The Orient in Western Art Germany, Könemann.
7. KALAŞNİKOVOY, T.V. (2001) Entsiklopediya Russkoy Jivopisi XIV- XX Vekov Moskva, Olma- Press Rusya.
8. LEBEDEV, A. & SOLODNİKOV, A. (1987) Vereshachagin. Russian Painters of the XIX century. Moscow, Rusya.
9. LEBEDEV, A. K. (1958) Vasily Vasilyevich Veresagin: Jizn i Tvorçestvo. Moskva. Rusya.
10.LENYAŞİN, V.A. (1987) Gasudartcvenniy Russkiy Müzey, İzdatclstvo İzobrazitclnoe İskusstvo. Moskva. Rusya.
11. LİŞNEVSKAYA, O. A. (1988) Odesskiy Müzey Zapadnova i Vastoçnova İskusstva. İzdatelstvo Mayak Odessa. Rusya.
12.ÖZEL, M. (1992) Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi. Ankara, Kültür Bakanlığı.
13. ÖZTUNA, Y. (1996) Türkistan Emiri Temur’un Türkistan Tarihi’ndeki Yeri. Ankara, TÜDEV Yayınları.
14. SADOVEN, V. (1955) Russkie Hudojniki- Batalist VIII- XIX Vekov. Moskva. Rusya
15. STERNİN, G. (1985) İlya Repin. Sivapis- Grafika. İzdoteletvo “Avrora”. Leningrad. Rusya.
16. VOLODARCKİY, V. (2000) V. Vasily Veresagin Beliy Gorod. Moskva. Rusya.
RESİMLER

Resim 1: Vereşagin, “Timur’un Mezarı Başında”

Resim 2: “Kırgız Genç Kız Portesi” Resim 3: “Kırgızların Göçü”

Resim 4 : “Özbek İhtiyar Portresi” Resim 5: “Çu Nehri Kenarında Kırgız Çadırları”
Resim 6: “Semerkant’ta Pazar”

Resim 7 : “Hintli Fakirler” Resim 8 : “Taşkent’te Dervişler” Resim 9: “Timur Saray Kapısı”

Resim 10: “Altay Dağlarında Göçerler ” Resim 11 : “Tac Mahal”
Resim 12: “Özbek Satıcılar” Resim 13: “Dervişler” Resim 14: “Afganlı”

Resim 15: “Savaş Sonrası”

Resim 16: Napolyon Petroff Sarayı'nda,1887 Resim 17 : Veresagin, “Napolyon Borodino Tepeleri’nde”
Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, Yıl: 2006, Sayı: 21-22.
GERİ